29 Aralık 2016 Perşembe

Besiktas - Sehitler Anı Forması


Son zamanlarda artan şehit haberleri ülkemizi yasa boğuyor. Şüphesiz ki bu vatan onlar sayesinde ayakta ki onlar için ne yapsak borcumuzu ödeyemeyiz. Hem onları anmak ve yanlarında olduğumuzu belirtmek hem de forma satışlarından elde edilecek gelirin bir kısmının şehit ailelerine bağışlanması amacıyla bu formayı tasarlamaya karar verdim.

Formanın kamuflaj deseni gri ve siyahın tonlarından oluşacak şekilde tasarlandı. Bu sayede formadaki Beşiktaş algısını ve Beşiktaş'ın yine bir balkan savaşının kaybedilmesi nedeniyle siyah beyaz renklere bürünmesine athıfta bulundum. Formanın omzundan geçen Adidas şeritleri bayrağımızın renklerinde kullanıldı. Formanın üzerindeki Adidas logosu, Vodafone ve Beko reklamları ve sırtındaki numara da dahil tüm öğeler kırmızı renkte kullanıldı. Bundaki amaç Türkiye'yi vurgulamak ve öğelerin formanın üzerinde görünür olmasını sağlamaktı.

Umarım bu forma tasarımı kulübümüz tarafından kabul görür, ilklerin ve enlerin takımı Beşiktaş'ımız bu formayla yine bir ilke imza atar, tüm şehitlerimizi bu vesileyle anmış oluruz ve tüm Türkiye'deki spor kulüplerine örnek olacak bir kampanyaya imza atarız. Bir tasarımcı olarak benim için bundan daha çok gurur duyulacak bir hadise olamaz. Destek vermek için bu yazıyı ve formanın tasarı görselini paylaşırsanız çok sevinirim, teşekkürler, saygılar...

29 Mart 2015 Pazar

ARCH 401 - Eskişehir Kent Meydanı ve Kültür Merkezi Projesi



2013-2014 Öğretim yılı yaz okulunda Yrd.Doç. Levent Arıdağ ile birlikte hazırladığım, yıkılacak olan Eskişehir Atatürk Stadyumu'nun arazisi için tasarladığım Eskişehir Kent Meydanı ve Kültür Merkezi Projesi.

Geçme Notu: AA

28 Aralık 2013 Cumartesi

I Tunes Store & Urbanears


Müzik zevki ve kalite beklentimiz bazı parametrelere göre değişebilir. Kimimiz rock, kimimiz pop, kimimiz arabesk sevebilir. Ama hepimiz için aynı olan bir tek şey vardır o da dinlediğimiz müziğin ses kalitesidir. CD kalitesinde müzik diye bir şey vardır. Kimileri bunun kapısından bile geçmemiştir. Yalnızca internetten ücretsiz olarak mp3 indiren bir kişinin CD kalitesinde müzikten haberi yoktur. CD kalitesinde müzik en temel olarak sıkıştırılmamış olduğundan sanatçının yaptığı müzik hiç bir deformasyona uğramadan bize ulaşır.

Apple şirket felsefesi olarak kaliteden taviz vermeyen bir markadır. Şirket, müzik piyasası korsan indirmeler yüzünden neredeyse bitmek üzereyken i tunes store'u kurup hem sanatçılara milyonlarca dolar kazandırıp hem de dinleyicilere şarkı başına 90 kuruş karşılığında cd kalitesinde müziğe sahip olma olanağını sunmuştur. Maalesef ki Türkiye'de Iphone sahibi olup da telefonundaki i tunes store ikonunun ne olduğunu merak edip de tıklamayan yüzbinlerce insan var. Ben de bu kişilerden biriyken Steve Jobs'un biyografi kitabını okurken i tunes'un anlatıldığı kısımda bu özelliğin ne kadar önemli olduğunu keşfettim. Hem istediğiniz şarkıcının istediniz yılda yaptığı albümün istediğiniz şarkısını 90 kuruşa indirebiliyorsunuz, hem de sahip olduğunuz bu şarkıyı i cloud yoluyla sahip olduğunuz tüm apple cihazlarında çalıştırıp isterseniz Cd'ye de yazabiliyorsunuz.

Siz I tunes'un ne kadar kullanışlı olduğunu keşfederken ben de indirdiğiniz bu müziği güzel bir standartta dinlemenizi sağlayacak cihazı anlatayım. Hem tasarım hem ses kalitesi olarak ortalama beklentilerinizi karşılayacak bir ürün Urbanears. farklı farklı renklere sahip, bir kısmı plastik, bir kısmı kumaş, bir kısmı metal ve tarz bir ürün. Ses kalitesi olarak belki bir Beats kulaklık değil ama profesyonel olmayan bir kulaklığa göre oldukça güzel ses veriyor. Üstünde şarkıyı durdurup başlatmanız ve telefonu açıp kapatmanız için de bir tuş mevcut. En beğendiğim özelliği de kulaklığın bir kulağında başka birinin sizin müziğinizi paralelden dinleyebilmesi için jak girişinin bulunması. Bendeki Urbanears da fotoğrafta kullandığım yeşil renkte. Geçen yıl D&R yılbaşı kampanyası yapmıştı ve 99 liraya almıştım. 100-130 lira arası bir fiyata bu güzel ürünü almanızı tavsiye ederim. Philips'in tarz sahibi olmayan kulaklıklarına para vereceğinize biraz daha para verin ve bunu tercih edin. I Tunes Store ve Urbanears : Müzik zevkime ulaşmamı sağlayan iki güzel araç...

21 Aralık 2013 Cumartesi

Mimarlığa Geri Dönüş


En son 2009'un yaz okulunda ders vermişsiniz. Yani aradan 4 sene geçmiş. Mimarlıkla ilgili tüm bildiklerinizi unutmuşsunuz. Sınava girmeyi, sınava çalışmayı, proje yapmayı, not almayı, çizim yapmayı yani öğrencilikle ilgili tüm melekelerinizi yitirmişsiniz. Sonra size hayatla ilgili gerçekleri tokat gibi yüzünüze vuran bir yaz yaşıyorsunuz. Ailenizin imkanları ne kadar çok olursa olsun işe yarar bir insan olduğunuzu göstermedikçe ve ispatlamadıkça kendinize saygı duymadığınız gibi başkaları da size saygı duymuyor. Bir karar vermek, bir yola girmek lazım değil mi ?

İşte bu yeniden başlamanın, kaldığı yerden devam etmenin, bu geri dönüşün temel nedeni de bu. Hakettiğiniz ve olmanız gereken yerde değilsiniz, itibarınızı geri almak ve aslında var olan potansiyelinizin hala orada durduğunu kanıtlamak zorundasınız.

Kaldığınız yerden devam etmek sıfırdan başlamak kadar kolay değil. Çünkü sıfırdan başlasanız 1'nci sınıfta olursunuz. Dersleriniz kolay olur. Ama siz 3'üncü 4'üncü sınıf yani bitirmeniz için gereken tüm dersleri aynı anda alıp vermek zorundasınız. Yaşınız 26'ya gelmiş, eskisi kadar kolay kavrayamıyorsunuz, en azından beyin eski elastikiyetine sahip değil. İsteseniz de eskisi kadar kolay şekil veremiyorsunuz ona. Sınıf arkadaşlarınız 3-4 ay önce proje yaptıkları için kaldıkları yerden hazır bir şekilde devam ediyorlar. Ama sizin mimarlıkla alakalı herşeyi unutup 1'inci sınıf öğrencisiymişcesine bir bilgiye sahipken 3'üncü sınıfın proje dersini alırken ne kadar zorlandığınızı anlatmaya hakkınız yok. Hiç sınıf arkadaşınız, tanıdığınız, not isteyebileceğiniz hiç kimse yok. Tek başınasınız.

Tüm bu zorluklara rağmen dersler başlayalı 3 ay geçmiş tüm ödevlerinizi, quizlerinizi, vizelerinizi eksiksiz yapmışsınız ve projenizi de mimari kavramlarla örtüşecek seviyeye ulaştırmışsanız şu an benim yorgunluğuma empati yapabilirsiniz. Geriye sadece final sınavları kaldı ve derslerin hepsini vereceğimi umuyorum. Her şeyi yaşında yaşamak en güzeliymiş. Belli bir yaştan sonra bazı şeyleri toparlamak kolay değil. Benden küçük arkadaşlar bu yazıdan ders çıkarsınlar ve okullarını aksatmasınlar. Yaşınızın gerektirdiklerinin gerisinde kaldıkça hayatın gerisinde kaldığınızı her gün yeni bir tecrübeyle anlıyorsunuz. Şimdi finaller için çalışmaya başlamam gerekiyor. Görüşmek üzere..

14 Aralık 2013 Cumartesi

Polaroid Almak İsterseniz Yaşayacağınız Hayal Kırıklıkları


1943'te üç yaşındaki Jennifer Land adındaki bir kız çocuğu basit bir soru sordu: "Fotoğraf çekildiği anda neden hemen kendimi göremiyorum?" Babası Edwin Land gitti ve bunu yapabilecek anında görüntü veren, banyo gerektirmeyen bir fotoğraf makinesi ile filmini icat etti. Küçücük bir çocuğun dikkatini çeken bir eksiklik ve bu ihtiyaca cevap aramanın oluşturduğu bir icat. Polaroid'in basit hikayesi bu.

Hikaye belki güzel başladı. O yıllarda bu makina çok önemli bir icat gibi dursa da günümüzde çektiğimiz fotoğrafları anında görebildiğimiz dijital makinalar ve cep telefonları olduğundan zamanla demodeleşti ve şirket iflas etti. 2005 yılından beri Polaroid film üretilmiyor. O yıllarda üretilen filmler de üzerinden geçen 8 sene içerisinde tazeliğini ne şekilde korumuştur bu da tam bir muamma. 10'lu paketlerde satılan bu filmlerin 100-150 lira gibi karaborsadan alıcı bulduğunu belirtelim. Bu durumda tek bir çareniz kalıyor o da polaroid filmlerini yeniden üreten bir oluşum olan impossible project. Bu internet sitesinden 10'lu paketli bir film artı kargo ücreti 50 dolara maloluyor. Polaroid fotoğraf makinalarının 30-40 liraya satıldığı bir piyasada 10 tane resim çekmek için 100 lira vermek çok mantıksız olacağından bir polaroid fotoğraf makinası alma hikayeniz de burada hayal kırıklığıyla sona eriyor.

İşte ben tüm bu bilgilere hayal kırıklığıyla sonuçlanan bir Polaroid fotoğraf makinası alma hevesiyle ulaştım. Şu an piyasada milyonlarca polaroid fotoğraf makinası olmasına rağmen kimse bu makinaları kullanamıyor. Bu yüzden bu makinaları sahibinden gittigidiyor tarzı sitelerde çok ucuza bulmanız mümkün. Yazının başlığında kullandığım fotoğraf Polaroid'in instant 1000 adlı ve benim tasarımını çok sevdiğim bir modeli. Bu fotoğraf makinasını kullanabilmek oldukça güzel olurdu ancak bu durumda evimin bir köşesinde duran antika bir fotoğraf makinası olarak güzel bir obje vasfı gösterecek.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

Sahibinden Satılık İnönü Koltuğu


Bundan böyle bu blog aracılığıyla fırsat buldukça herşey hakkında kısa kısa yazmaya çalışacağım. Bazen çok vakit olursa bu kısa yazılar uzayabilir de.. Az sonra bu yazının uzayacağını tahmin ettiğim gibi :)) Uzun yazmaya fırsat bulamam büyük ihtimalle çünkü formakoleksiyon vaktimin büyük bir bölümünü alıyor. Ben bu paragrafta daha fazla uzun kelimesini kullanmadan ve son olarak lafı uzatmadan bir merhaba deyip konuya gireyim.

Son günlerde satış sitelerinde İnönü Stadı'ndan Satılık koltuk tadında ilanlar görüyorum. 32 bin şanslı izleyicinin izleyebildiği İnönü'deki son maçta stadyumdaki 28 bin koltuk söküldü. 2 tanesi de benim evimde duruyor. Hatta file toprak ve çim gibi bir çok hatırayı da eve topladım. Benim garibime giden mevzu insanlar bu sökülen koltukların satışa sunulmasından rahatsızlık duymaları. Herkes kulaktan duyma bilgilerle bu hatıraların 300'e 500'e karaborsadan satıldığını düşünebilir ama işin aslı böyle değil.

Stadyum koltuğundan bir ürün diye bahsedersek aynı üründen piyasada 28 bin tane varsa bu ürünün piyasası asla 300-500 lira civarında dolaşmaz, dolaşsa bile kimse o parayı o koltuğa vermez. O koltuğun değeri yalnızca onu oradan söken kişi için vardır ve manevidir. Yani Beşiktaşlı adam bunu nasıl satışa koyar diye tepki göstermeye gerek yok. Koysa da satamaz satsa da bu fiyatlara alıcı bulamaz. Son günlerde çok dikkatimi çekti bu mevzu. Satış sitelerinde isteyen istediği ürünü istediği fiyata satışa koymakta özgürdür. Mühim olan satılıp satılmadığıdır.